559-619
Soylu bir ailenin ,zengin kızı olarak doğdu.
Günah ve haram denizinin ortasında ıslanmadan
karşı kıyıya ulaşmaya çalışan bir kadındı.
İffetini kendine kalkan yaptı,ticaretle dahada
zenginleşti.
Kendine yapılan evlilik tekliflerini düşünmeden
geri çevirdi. Özel birini bekliyordu sanki.
Nitekim bulacak ve yaşadığı dönemin tabularını devirircesine
evlilik için ilk adımı kendisi atacaktı.
İslam peygamberinin ilk eşi olmuş,onun
misyonunu bir an bile tereddüt etmeden kabul etmişti.
Sonradan da kendine yakışanı yapacak ,malı ve canıyla
islama hizmet edecek sevgili eşinin dvasında bir an bile
yanından ayrılmayacaktı.
O islam a gönül vermiş ilk kadın ,müslümanların
anası HZ.Haticeydi
Babası Huveylid ,
Kureyşin önde gelen zengin tüccarlarındandı.
Cahiliye devrinde süregelen gelenek ve alışkanlıklara prim
vermemiş bir kadındı. Puta tapıcılığı reddetmişti.
İffetli ve yaradılışındaki erdem sebebiyle çevresindekiler onu
tahire( temiz kadın) adını takmıştı.
Hatice cahiliye devrinde Mekkenin en zengin tüccarlarından biriydi.
Kadınların hor görüldüğü dönemde ,ticaret yapan bir kadın o zamanın
geleneklerine oldukça aykırı bir durumdu.
Hz.Muhammed le ticaret kervanları vesilesiyle tanıştı.
Hz.Muhammed ,Mekkede güvenilirliğiyle nam salmıştı,Hatice HZ. Muhammed'i
kervanlarının başında şam a gönderecek ve kısa sürede Hz.Muhammed Hatice'nin
güvenini kazanacaktı.
Ve Hatice ,Hz Muhammed 'e :güvenilirliğin ,azametin ,ve doğru sözlü olduğun için
seninle evlenmek isterim ,diyecekti.
Hz.Muhammed bu teklife önce mesafeli durmuş,maddi imkanlarım yetersiz seninle
nasıl evlenebilirim demş daha sonra amcası Ebu Talib'e danışmıştır.
Ve evlendiklerinde Hatice 40 Muhammed 25 yaşındaydı.
25 yıl birlikte yaşadılar ve bu süre içinde Hz. Muhammed başka bir evlilik
yapmayacaktı.
Hz.Muhammed 'e vahiy geldikten sonrada ona iman etmiştir,bu sıfatla
ilk müslüman kadın sıfatını taşır.
Tüm servetini islam uğrunda harcayacaktı ..............
tarihte iz bırakan kadınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarihte iz bırakan kadınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Mart 2010 Çarşamba
29 Mart 2010 Pazartesi
Rosa Parks
1903 .2005.
Takvim yaprakları 1 aralık 1955 i gösteriyordu.İşte o gün
Montgomary Alabama'da bir kadın yerini beyaz bir yolcuya
vermeyi reddederek,tarihin akışına kuvvetli bir fışke vurdu.
Rosa adındaki bu cesur kadın,sehir düzenini bozmak iddasıyla
tutuklanmış,ama onun kendi çapındaki bu destansı bşkaldırış
Amerika'daki ayrımcılığı ortadan kaldıran özgürlük şahlanışının
düğmesne basmış ,Parks'ı özgürlük tutkunu kitlelerin sevgilisi
yapmıştı.Birçok tarihçiye göre sivil haklar hareketinin fitilini
o ateşlemiştir.
Yıl 1955 Amerika nın güney eyaletlerinde ırk ayrımcılığı
çok yoğun bir şekilde devam ediyordu..en çokta kamusal
alanda .
Öyle ki siyahlar toplu taşıma araçlarında bile istedikleri
yere oturamıyorlardı.
Ötobüslerin ilk sıraları beyazlara aitti,yolcuların yüzde seksenini
oluşturan siyahlar ,ancak arka sıradaki renkli koltuklara oturabiliyorlardı.
beyazlarla arada uzun mesafe bırakılıyordu,üstelik beyazlar ayakta kalıyorsa
ya yer verecekler hatta gerekirse ineceklerdi.
Paraları ön kapıdan ödeyip inip arka kapıdan binmek zorundaydılar.
İşte o 1 Aralık 1955 te Rosa isyan edene kadar.
Kadın ötobüse biner ve siyahlara ayrılan yere oturur,3 durak sonra
bir kaç beyaz ayakta kalmıştır ,ötobüsün söförü yerlerinizi beyazlara
verin der .
Bir kaç yolcu kalkar ama Rosa kalkmaz (sonradan anlattıklarında
kendine birden cesaret geldiğini söyleyecektir)
Şöför otobüsü durdurur gider iki polisle geri gelir
polisler neden kalkmıyorsun diye sorarlar?
çünkü kalkmam için için bir sebep yok ,neden kalkıp
yer vermem gerekiyormuş bunun mantığı nedir ? der.
ve hemen tutuklanır,bu haber çok kısa sürede halka yayılır
ve tüm siyahlar birleşip otobüsleri ve tutuklamayı protesto ederler.
Daha sonra Amerikalı siyahların lideri olacak dr. Martin Luther King de
destek verir olay tüm dünyada yankı uyandırır.
Başlangıçta burnundan kıl aldırmayan ötobüs sahipleri boykotun 382 inci
gününde pes eder (çünkü siyahlar yolcuların çoğunluğuydu artık zarara dayanamadılar)
ve otobüslerdeki uygulamaya son verilir ,Rosa da serbest kalmıştır.
Bir röpartajında :insanlar sürekli o gün yorgun olduğum için yerimi vermediğimi
söylüyorlar bu doğru değil.Yorgun değildim ,yaşlıda değildim 42 yaşındaydım
Tek bir yorgunluğum vardı,pes etmekten yorulmuştum.
1980 de Martin Luther King ödülünü aldı.
1992 de anılarını yayınladı.
Time dergisi 1999 da 20 y.y lın insan hakları savunucusu ve en önemli
20 figürü arasında gösterildi.
öldüğünde Montgomory deki tüm otobüslerin ön koltuklarına siyah
kurdela bağlandı.
Takvim yaprakları 1 aralık 1955 i gösteriyordu.İşte o gün
Montgomary Alabama'da bir kadın yerini beyaz bir yolcuya
vermeyi reddederek,tarihin akışına kuvvetli bir fışke vurdu.
Rosa adındaki bu cesur kadın,sehir düzenini bozmak iddasıyla
tutuklanmış,ama onun kendi çapındaki bu destansı bşkaldırış
Amerika'daki ayrımcılığı ortadan kaldıran özgürlük şahlanışının
düğmesne basmış ,Parks'ı özgürlük tutkunu kitlelerin sevgilisi
yapmıştı.Birçok tarihçiye göre sivil haklar hareketinin fitilini
o ateşlemiştir.
Yıl 1955 Amerika nın güney eyaletlerinde ırk ayrımcılığı
çok yoğun bir şekilde devam ediyordu..en çokta kamusal
alanda .
Öyle ki siyahlar toplu taşıma araçlarında bile istedikleri
yere oturamıyorlardı.
Ötobüslerin ilk sıraları beyazlara aitti,yolcuların yüzde seksenini
oluşturan siyahlar ,ancak arka sıradaki renkli koltuklara oturabiliyorlardı.
beyazlarla arada uzun mesafe bırakılıyordu,üstelik beyazlar ayakta kalıyorsa
ya yer verecekler hatta gerekirse ineceklerdi.
Paraları ön kapıdan ödeyip inip arka kapıdan binmek zorundaydılar.
İşte o 1 Aralık 1955 te Rosa isyan edene kadar.
Kadın ötobüse biner ve siyahlara ayrılan yere oturur,3 durak sonra
bir kaç beyaz ayakta kalmıştır ,ötobüsün söförü yerlerinizi beyazlara
verin der .
Bir kaç yolcu kalkar ama Rosa kalkmaz (sonradan anlattıklarında
kendine birden cesaret geldiğini söyleyecektir)
Şöför otobüsü durdurur gider iki polisle geri gelir
polisler neden kalkmıyorsun diye sorarlar?
çünkü kalkmam için için bir sebep yok ,neden kalkıp
yer vermem gerekiyormuş bunun mantığı nedir ? der.
ve hemen tutuklanır,bu haber çok kısa sürede halka yayılır
ve tüm siyahlar birleşip otobüsleri ve tutuklamayı protesto ederler.
Daha sonra Amerikalı siyahların lideri olacak dr. Martin Luther King de
destek verir olay tüm dünyada yankı uyandırır.
Başlangıçta burnundan kıl aldırmayan ötobüs sahipleri boykotun 382 inci
gününde pes eder (çünkü siyahlar yolcuların çoğunluğuydu artık zarara dayanamadılar)
ve otobüslerdeki uygulamaya son verilir ,Rosa da serbest kalmıştır.
Bir röpartajında :insanlar sürekli o gün yorgun olduğum için yerimi vermediğimi
söylüyorlar bu doğru değil.Yorgun değildim ,yaşlıda değildim 42 yaşındaydım
Tek bir yorgunluğum vardı,pes etmekten yorulmuştum.
1980 de Martin Luther King ödülünü aldı.
1992 de anılarını yayınladı.
Time dergisi 1999 da 20 y.y lın insan hakları savunucusu ve en önemli
20 figürü arasında gösterildi.
öldüğünde Montgomory deki tüm otobüslerin ön koltuklarına siyah
kurdela bağlandı.
9 Mart 2010 Salı
Simone de Beauvoir
Onun büyük aşkı ,arkadaşı,sırdaşı,Fransızların ünlü filazofu Jean Paul sartre danayrı düşünmek imkansızdı. Onunla bir olmuş,küçük yaşlardan beri içinde beslediği aykırılıklar
bir başka sıradışı kişilik olan Sartre ile bir kaba dökülmüş,
sonuçta yüzyıla damgasını vuracak olan varoluşculuk akımı çıkmıştı ortaya.
Tutkulu olduğu aşkıyla burjuva değerlerini çöpe atıp,yepyeni bir felsefe yaratmaya kalkışan bu
kadın , ömrü boyunca geniş kitlelerin hazmetmekte zorlanacağı bir özgürlük anlayışını savundu.
(günümüzde feminizmi bardan adam kaldırma, zavallılığına indirgeyen dergi ve gazete yazarlarının asla beyinlerinin basmayacağı) Feminizm akımının öncüsü ve anasıdır.
(Sartre 'la karşılaştığım zaman,herşeyi kazandığıma inanmıştım ,onun yanında kendimi gerçekleştirmem asla başarısızlığa uğrayamazdı. Şimdi kendi kendime şunu söylüyorum:
kurtuluşu bir başkasında görmek ,yıkılmanın en güvenli yoludur.
Simone de Beauvoir
Simone Parisde doğdu,iyi okullarda eğitim gördü,
babası her zaman erkek çocuk istemişti,iki kızkardeştiler .
Bununla birlikte babası ona büyüdükçe sende erkek beyni var derdi,
15 yaşında yazar olmaya karar verdi,Paris üniversitesinde Sartre tanıştı.
Bu ilişki Simon un içindeki felsefe bombasının pimini çekecekti.
ilerleyen yıllarda eserleriyle hayli tartışmalar yaratmıştır,
hep kadın haklarıyla uğrasacaktı.
Sartre olan ilişkisiyse 50 yıl sürecekti
ölümüne kadar ,Sartre nin küllerinin gömüldüğü
Montparnesse mezarlığına bakan evde yaşadı.
1986 da zatürreden ölmüştür.
1908-1986
7 Mart 2010 Pazar
IIse Koch
1906-1967Bir işçi ailenin çocuğu olarak Almanyada doğdu,birinci dünya savaşı yorgunu Almanya da
ayakta kalmaya çalışan milyonlarca Almandan biriydi.,
Herseyiyle sıradan bir kız gibi görünüyordu,ama zihninde yarattıgı canavar,Almanya yı esir
alacak başka bir canavarla ,nazizimle uyanacak ve etrafa dehset saçacaktı.
Normal koşullarda hiç kimsenin dikkatini çekmeyecek bu kız Hitler in yarattığı olağanüstü
koşullarda 20.yüzyılın en hayret uyandıracak katillerinden biri olacaktı.
Sapıklığa varan takıntılarını gerçekleştirdiğ toplama kampından hareketle (buchenwald cadısı)
olarak isimlendirilen bu kadın bilinçli bir yahudi karşıtımıydı ,yoksa içindeki şeytan doğmak
için nazilerin ortaya çıkmasını mı beklemişti bilinmez .Ama kesin olan birsey varsa dünya
bu ismi unutmayacaktı.
"Bu kadın ,nazi savaş suçlularından en sadistlerinden
biriydi.Herhangi bir yerde bir çığlık duyarsanız bunun ,onun işkenceyle öldürdüğü
insanlara ait olduğundan emin olabilirsiniz"
IIse koch davasının savcısı 1951.
Hitler avrupayı ayaklarının altında çatır çatır ezerken,bu çizmelerden birini zevkle
parlatan biride bir kadındı.
Sadist ve cinsellik düşkünü bu kadın mahkum erkeklerin ,kadınları ve çocukların
çektikleri işkeenceden zevk alıyor,onları öldürülmeden önce iğrenç ilişklere zorluyordu.
Evini öldürülen mahkumların ,derilerinden ,kafataslarından yapılmış abajurlarla
süslüyordu.
Acı çeken insanlar gördükçe gözleri açılır ve nabzı hızlanırdı,geceleri ise subayların eşleriyle
seks partileri düzenlerdi.
çekici esirleri önünde çıplak gösteri yaptırıp,begendiklerinden kendine cüzdan,
kitap kapagı,eldiven ve abajur yaptıracaktı.
Zulumleri o buyuta gelmişti ki nazileri bile çileden çıkardı,1941 de aşırı zalimlikten
SS mahkemesinde bile çıkarıldı.
Zama ilerleyip Almanya savaşı kaybedince uzun süre kaçtı,fakat sonunda yakalandı ve savaş
suçlusu olarak mahkemeye çıkarıldı 250 tanık hakkında ifade verdi.
Ama sanslıydı çünkü sadece ömür boyu hapis cezası aldı,
IIse 1 eylül 1967de oğluna mektup yazmadan önce yemegini yedi,
sonra çarsafları birbirine bağlayarak lambaya taktı ve kendini astı.
Oğluna yazdığı mektupta" benim için artık başka yol kalmadı tek kurtuluş
ölüm"diye yazacaktı.
4 Mart 2010 Perşembe
Tarihte iz bırakan kadınlar

"Sizler ! Fransız krallığında hiç bir hakkı olmayan İngilizler!
Göklerin tanrısı,benim,bakire Jeanne aracılığıyla siperlerinizden
ayrılmayı ve ülkenize dönmenizi emrediyor.
Aksi takdirde öyle bir savas başlatacağım ki
dünya durdukça hatırlanacak! bir
daha uyarmayacağım !"
Jeanne D'arc(1412 -1431)
"Bir çarpışma öncesi İngiliz kumandanına
yazdığı mektuptan"
Yıl 1420 mekan yüzyıl şavaşlarının pençesinde kıvranan
Kıta Avrupası .
Ortaçağın kılıç sesiyle kakıp yüzünü kanla yıkadığı
dönem İnhiltere kralı V henry ile Fransa kralı VI
Charles anlaşma imzalar.
VI Charles ölünce Fransa ingiltereye kalacaktır.
İki kral kısa aralıklarla ölür.
Henüz bir kaç aylık bebek olan VI Henry İngiltere
ve Fransanın yeni kralı olmuştur. Lakin fransa kralı
VII Charles'in krallığı bir çocuğa bırakma niyeti
yoktur. Ve şavas başlar Fransa sehirleri kuşatma
altında,halk fakir bitkin,ve fransız ordusu tarihinin
en karanlık dönemini yaşamaktadır.
Ülkeyi bu durumda bir mucize kutrtaracaktır bu
mucizenin adıda Jeanne D'arc tır.
Jeanne taşrada 5 çocuklu çiftci bir ailenin ortanca çocuğu
olarak dünyaya gelmiştir.
Çocukluğuna rastlayan dönemde ülkesi oldukça karışıktı.
Kırlarda babasını sürülerine baktı,annesiyle dini sohbetler
yapar ev işlerine yardım ederdi.
Jeanne 12 yaşındayken halisünasyonlar görmeye başlar,
anlattığına göre, Tanrı ondan Fransızları İngilizlerden kurtarması
gerektiğini ve yeni veliahdı tahta geçirmesini istiyordu.
zamanla dini hassasiyeti daha da arttı,kelli felli din adamları
bile kızdaki bu tutkuya sasırıyorlardı.
1428 yılında okuma yazması olmadığı halde veliaht Charles e
mektuplar yollamaya başlar,(başkasına yazdırır)
Veliaht ise çaresizlik içinde bir satoya sığınmıştır,
bu çaresizlikte kendisisni devamlı(bana bir ordu verin bende fransayı
size vereyim)diye taciz eden kızı görmeyi
kabul eder.
Ve onu sınamak için kendininde olduğu bir grup adamın içinde
başkasını veliaht olarak karsısına çıkarır.(kız kendisini hiç görmemişti)
17 yaşındaki Jeanne adama döner,siz veliaht değilsiniz,
lütfen veliahtı çagırın der,
salondakiler şok olmuştur sonunda ikna olur ve D'arc a istediği
orduyu verir.
Ve bu ordu inanılmaz bir şekilde zaferden zafere koşar,
elinde sancağıyla kosuyor,askere moral veriyor ,atılan okların önünde
kahramanca çarpısıyordu.
Ve Fransız ordusu D'arc ı kutsal sayıyordu ,ve bütün bu zaferlerin ardından
Jeanne VII Charlesin tahta çıkması gerektiğini söylemiş ve bunu basarmıştır.
Jeanne ve ailesine asalet unvanı verilmiş ve kendiside ordu tarafından
azize ilan edilmiştir..
Lakin siyasetin kirli yüzü devreye girecektir,çünkü tahta çıkan Charles
bu kızın oteritesinin halkın üzerindeki etkisinden rahatsızdır.
Genç kızı cadılık ve erkek elbiseleri giymesi gibi sebeplerle
yargılatmaya kadar varır netice.
Jeanne 30 mayıs 1431 de Rouen meydanında bir kazığa bağlanarak
yakılır ve külleri Sienne nehrine savrulur.
Ve ilginçtir ki uğruna ömrünü harcadığı kral kız diri diri yakılırken
parmağını bile kıpırdatmamıştır.
Papa XV Benedict tarafından 1920 de azize ilan edildi.
kendisiyle ilgili mahkeme kağıtları bugün Fransız ulusal
kütüphanesinde saklanıyor.
tarihte iz bırakan kadınlar ,devam edecek.................
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
