23 Kasım 2011 Çarşamba

Bir adam, kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır.
Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey
yapmış olmak için bunu, o zamanlar aynı zamanda aşevi işlevi görmekte
olan bir dergaha bağışlamak ister.

Adam Hacı Bektaş-ı Veli'nin dergâhına gider. Durumu Hacı Bektaş-ı
Veli'ye anlatır ve o 'helal değildir' diyerek bu kurbanı geri çevirir.
Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana'ya
anlatır. Mevlana ise bu kurbanı kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı
Bektaş-ı Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu
söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der:

- Biz bir karga isek Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her
lese konmaz. O yüzden senin bu Hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul
etmeyebilir.

Adam Üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı'na gider ve ona, Mevlânâ'nın
kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş-ı
Veli'ye sorar.

O da şöyle der:

- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlânâ'nın gönlü OKYANUS
gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun
engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin Hediyeni kabul
etmiştir.

2 yorum:

Misisipi dedi ki...

Çok güzel bir hikaye.. teşekkürler:)

Hatsumomo dedi ki...

Rica ederim :)Beğendiğine sevindim :D