11 Nisan 2010 Pazar

Atatürk'ün bir anısı

ATATÜRK'ÜN BİR ANISI ! KEYİFLE VE DUYGULANARAK
OKUYACAKSINIZ...
Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça
yaşlı bir kadına rastladı.
Atatürk attan inerek bu ihtiyar
kadının yanına sokuldu.
- Merhaba nine. Kadın Ata'nın yüzüne
bakarak hafif bir sesle;
Merhaba dedi.
- Nereden gelip nereye
gidiyorsun?
Kadın şöyle bir duralayıp,
Neden sordun ki, dedi.

Buraların saabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
- Ne
sahibiyim ne de bekçisiyim nine.
Bu topraklar Türk milletinin
malıdır.
Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir.
Şimdi
nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?
Kadın başını
salladı
- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey,
otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden
birindeyim.
Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum
Angara'ya geldim.
- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni? Gazi
Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da...
Benim iki oğlum
gavur harbinde şehit düştü.
Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir
kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum.
Rüyalarıma
girdi Gazi
Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana
bilet alıverip saldı
Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de
bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup
duruyom bey.
- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı?
Kadını birden yüzü sertleşti.
- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne
isteyebilirim ki..
. O bizim Vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın
elinden kurtardı.
Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi
daha ne isteyebilirim ondan?
Onun sayesinde şimdi istediğimiz
gibi yaşıyoruz.
Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun
sayesinde kurtulmadık mı?
Buralara bir defa yüzünü görmek, ona
sağol paşam!
Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık
gidecek.
Sen efendi
bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de
Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver.
Atatürk'ün gözleri dolu dolu
olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi.
Bana dönerek,-
Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır...
Benim köylüm,
benim vefalı Türk anamdır bu.
Attan indim. Yaşlı kadının elini
tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun,
rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani
Atatürk işte karşında duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca
şaşkına döndü.
Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine
sarıldı.
Görülecek bir manzaraydı bu. ikisi de ağlıyordu.
Iki Türk
insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş
ağlıyorlardı.
Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini.
Ata
da onun ellerini öptü.
Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı.
Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri.
Bunu Atatürk'e
uzattı;
- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi
Paşa, bunu sana hediye getirdim.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi.
Çok beğendiğini söyledi.
Sonra birlikte köşke kadar gittik.
Oradakilere şu emri verdi; "Bu
anamızı alın burada iki gün konuk edin. ( "Ananı da al git"
diyenler var artık zamanımızda ) Sonra köyüne götürün.
Giderken
de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."

2 yorum:

HÜSEYİN USTA dedi ki...

Usta yine iyi çalışmışsın benim notum işe yararmı bilmem ama 10
tam puan.

Hatsumomo dedi ki...

çok okumak lazım çok ..sağol usta!