11 Ağustos 2011 Perşembe

"şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.

Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.


Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.

Mumları da yaktım.
Bak hepsi, Erick Satie severdi.
Hatırladım.
Müziği de ayarladım.

Geldiler.

20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.

Birden 20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum.
40 yaşımın karşısına da, ben geçtim.
yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.


Yatıştırayım dedim.
"Sen karışma moruk" dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.

Evin de içine ettiler.

Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine ...

CAN YÜCEL

7 yorum:

neslinnce dedi ki...

Yok böyle bir anlatım yaa. Ne çağırıyosun tanımadığın adamları evine :( aaahhh ömür biter böyle böyle.

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Harika! çok beğendim :)

Hatsumomo dedi ki...

Can baba ,müthiş sairimiz Allah rahmet eylesin.

Elif Gizem dedi ki...

süper...

Hatsumomo dedi ki...

Kesinlikle :) Can Yücel farkı işte .

Aslı dedi ki...

Sadece bu şiirimi? hepsi hepsi..Bir şairin bütün şiirleri iyi olurmu? oluyomuş işte :)

Hatsumomo dedi ki...

Gönülden katılıyorum sevgili Aslı :)