9 Mart 2010 Salı

Mesneviden

Zamanın osamnlı padişahına hindistandan bir fil hediye edilir.
Hintliler fili bir ahıra koyarlar.
Daha önce hiç fil görmemiş halk ,
fili görmeye ahıra koşar.
Fakat filin kapatıldığı ahır ,o kadar karanlıktır ki
fili görmeye imkan yoktur.
o zifiri karanlıkta halk filin neye benzediğini görmek için,
orasına burasına dokunmaya başlar.
biri filin hortumunu tutar,
der ki;hortuma benziyor.
bir bşkası kulağını tutar
der ki: bir yelpazeye benziyor.
bir başkası bacağını tutar
der ki: bir sütüna benziyor.
herkes neresine dokunduysa ona benzetip anlatmaya çalışıyordu.
halk neyi gördüyse onu anlatmaya çalışıyordu
işte duygu gözüde avuca benzer,
avuç bütün fili elleyemezki gerçeği kavrayabilesin
denizi gören göz başkadır ,köpüğü gören başka
köpüğü değil,denizi gören olmaya bak sen..

2 yorum:

HÜSEYİN USTA dedi ki...

Ne kadar beyin o kadar pencere .ayni pencereden bakanlar ayni şeyleri görürler.

hatsumomo dedi ki...

milyarlarca insan,
milyarlarca göz. lakin görünenden ötesini gören zannederim çok az :=(
onlarada ya deli ya da dahi deniliyor zaten.