6 Aralık 2010 Pazartesi

Mevlana hikayelerinden birinde ,canı yanan insanı söyle tasvir eder;
Canı yanan insan ,ayağına diken batmış eşşeğe benzer.
Canı yandıkça ha babam çifte atar durur,hem kendine hem yanındakine zarar verir.
Bilmez ki o diken debelendikçe daha da acıtır.
O Dikeni çıkarmak için ,akıl denen dosta gitmek gerekir.

Her zamanki gibi yine güzel bir benzetmedir bu.

Bence birde bunun tersi vardır.
Diken batmış olan kişi,bunu kimseye çaktırmamak için
o diken yokmuş gibi davranır.
Yürümeye çalışır ,yürüdükçe canı yanar .
Ama serde erkeklik var ya çaktırmaz,neticede kuyruğu dik
tutmak lazım.
Bu kuyruğu dik tutmaya o kadar çok kaptırır ki kendini o dikeni
çıkarmayı akıl edemez.
Ha babam canı yana yana yürümeye devam eder .
Aptal eşek gibi
Nereden mi biliyorum ?
Tabi ki tecrübeye dahil, zamanla insan kendini daha bir keşfediyor :=)

4 yorum:

Kısaca Fd dedi ki...

ayağa batan dikeni çıkarmak onca zorken yüreğe batan dikeni çıkarmak kolay olur mu hiç

devamında da o hikaye vardı sanırım..kuyumcuya aşık olan cariyenin içine düştüğü hastalığı bulmayı anlatırken bilgin,ayağa batan dikeni önce eliyle bulmaya çalışır bulamaz,ayağını dizinin üstüne koyar ıslatır dikeni yoklar.acıyı dikeni bulmak için kullanır.cariyeye sorular sorup canını acıtan konuyu bulacaktır.cariye başka bir köydeki kuyumcuya aşıktır.padişah o kuyumcuyu getirtir.çirkinleştirecek bir şerbet içirir.kız kuyumcudan soğur.herşeyin güzelliği kaybolacaktır bir gün.fani herşeye olan aşk geçicidir.Tek aşk sonsuzdur.O da sonsuza kadar sonsuz güzel olan Allah'a olan aşk.

Hatsumomo dedi ki...

Üşenmeyip yazmışşın ,paylaştığın
için teşekkürler :=)

Efsa dedi ki...

Yine özü sözü güzel bir hikayeydi..
Sağolasın.

Hatsumomo dedi ki...

Efsa'cım teşekkürler :)