28 Şubat 2010 Pazar

Devlet adamlığı dersleri.

Artık herseyin çığrından çıktığı bir dönemde hepimiz izlemeye devam edi
yoruz olanları..Bakıyoruz her alanda ayaklar baş,başlar ayak olmuş.
ortalıkta koyun falan kalmamış ..bütün yalakalar,menfeatcilerde
çelebinin peşine düşmüş,,,bilirsiniz hani koyunun olmadığı yerde
keçiye çelebi denir hesabından...

asagıdaki yazım Salih bozok un ağzından anlatılanlardır

Baskumandan, dusmandan kurtartigi Izmir'de gecirecegi ilk gecesinin tarif
edilemez sevincini yasiyordu. Izmir'deki yeni evinde Mustafa Kemal Pasa
ilk gecesini calisarak gecirdi. Kendisi icin zengin bir sofra hazirlandigi
halde hicbir yemege dokunmadan ufak tefekle karnini doyurdu ve gec
vakitlere kadar calisti. Ertesi sabah erkenden uyanmistik. Hafif bir
kahvaltidan sonra vilayet konagina gittik ve dogruca Vali'nin odasina
girdik. Vali, Ingiliz Konsolosu ile konusuyordu. Biz gelince Vali ayaga
kalkti ve Konsolos ile Mustafa Kemal Pasa'yi tanistirdi. Konsolos, iyi
Turkce biliyordu. Pasa Vali'ye sordu:
-Konu nedir?

Vali anlatti:
-Sayin Konsolos, Ingiliz tebasindan olan vatandaslar ile Rum, Ermeni,
Yahudi gibi azinliklarin guven altinda bulunduklarini belirtir bir
"guvence" istiyorlar. Ben kendilerine herkesin esit bicimde guven altinda
olduklarini bildirdim.

Mustafa Kemal Pasa, Konsolos'un Türkce bildigini biliyordu, oyle oldugu
halde ofkesini belirtmek icin sordu:
- Ee, peki daha ne istiyormus?

Bu soruya Konsolos Turkce cevap verdi.
-Tebamiz hakkinda hukumetinizden yazili teminat istiyorum!
Konsolos garip bir bicimde diklenmisti...
Pasa'nin sesi havada kirbac gibi sakladi:
-Yunanlilar zamaninda kendi tebanizi daha emniyette mi goruyordunuz?

Konsolos gerisinde Ingiliz devletinin bulundugunu belli eden bir kasilma
ile:
-Evet, dedi. Yunanlilar burada iken tebamizi emniyette goruyorduk.
-Oyleyse buyrun tebanizla birlikte Yunanistan'a gidin, efendim!

Konsolos kendisinden umulmayacak bir cesaret gosterdi:
-Yani majestelerimin hukumetine savas mi aciyorsunuz?

Mustafa Kemal iyice ofkelenmisti fakat ofkesini tuttu ve Konsolos'a:
-Siz kiminle ve ne konustugunuzu biliyor musunuz?.. Ben Turkiye Buyuk
Millet Meclisi Baskani ve Turk Ordulari Baskomutaniyim. Savas açmaya,
baris yapmaya hakkim var. Siz kimsiniz!.. Hukumetiniz adina savas ve
baris gorusmeleri yapmaya yetkili misiniz? Boyle bir yetkiniz varsa
goruselim. Yoksa (eliyle kapiyi gosterdi) buyurunuz efendim!..

O kasim kasim kasilan Konsolos, Mustafa Kemal Pasa'nin son cumlesi
uzerine sapsari kesildi ve tek bir kelime soylemeden kapidan cikti
gitti.

Mustafa Kemal Pasa arkasindan bir sure baktiktan sonra Vali'ye dondu:
-Yuz vermeyin Vali Bey! Bunlar karsilarinda hala Babaili Hukumeti var
saniyorlar. Bir zirhlisi onunde pisacak, bir blofu onunde yelkenleri
suya indirecek "devletcik" saniyorlar bizi!.. Kustahligin derecesine
bakin, bana "Savas mi aciyorsunuz?" diye soruyor, barut kokan bir
odada sorduguna bak!.. Savas halinde degil miyiz sanki!..

* * * * *

Kolarinda ve omuzlarindaki isaretlerden amiral rutbesinde oldugu
anlasilan Ingiliz Donanmasi Komutani, Hukumet Konagi'nin kapisindan
girerek Mustafa Kemal Pasa'nin odasina dogruldu. Nazik, fakat ofkeli
bir hali vardi. Rusen Esref onune cikip ne istedigini sorunca:
-Baskomutan Mustafa Kemal Pasa ile gorusmek istiyorum!.. dedi.

Birlikte odaya girdiler kapi kapandi. Amiral once:
-Cok guc kosullar altinda bir savas kazandiniz, sizi asker olarak
ictenlikle kutlarim. Canakkale'deki basarinizi rastlantiya borclu
olmadiginiz, kanitlanmis oldu. Buyuk bir askerle tanisdigim icin
memnunum.
Amiral bir sure sonra konuya girmis:
-Ulkenin kontrolunuz altinda bulunan bolumunde bizim tebamiz ve sizin
azinliklarinizdan Ermeniler, Rumlar var. Yeni askeri yonetim altinda
bu insanlarin statusu nedir? Guvende midirler?..

-Hic kuskunuz olmasin Amiral!..Turkiye'deki butun insanlar gibi
tebaniz ve sozunu ettiginiz azinliklar da TBMM Hukumeti'nin esit
korumasi altindadir. Suc islemeyenler, kendilerini bu memlekette
benim kadar güvende sayabilirler.

-Suc isleyenler?
-Suc isleyenler Sayin Amiral, dunyanin her yerinde oldugu gibi,
ulkemizde de adaletin huzuruna cikarlar... Suclu iseler, cezalarini
elbette cekeceklerdir...

-Fakat Pasa Hazretleri,fevkalade gunler gecirdik. Yunan ordusundan
cesaret alan Rumlarin bazilari, simarikliklar yapmis olabilir. Bugun
bu insanlar yerli halkin dusmanligi ile yuzyuzedirler. Ermeniler
icin de baska acidan ayni seyleri soyleyebilirim. Biliyorsunuz,
arkadaslarinin buyuk bir bolumu goce zorlandi ve onemlice bir bolumu
de hayatini kaybettiler. Bu ruh tedirginligi icinde Yunan ordusu ile
isbirligi yapmis, bazi Turklere zor gunler gecirtmis olabilirler.
Bunlar, fevkalade gunlerin olaylaridir. Bagislanmasi, hos gorulmesi
gerekir. Eger bu kimseler, halkin husumetine birakilacak olursa,
butun dunya aleyhinize kiyameti koparir!

Son cumleye kadar Amiral'i gulumseyerek dinleyen Mustfa Kemal Pasa,
dunyanin koparacagi gurultu ile kendini tehdide girisince, sozunu
bicak gibi kesmis:
-Su "Efendi Devlet" rolunu bir kenara koyunuz Amiral! Milletleri de
tehdit etmekten vazgeciniz! Ingiltere ve muttefiklerinin kiyameti
koparip koparmayacagini dusunmem! Bunlar memleketimin ic isleridir;
kimsenin bu islere karismasina musaade etmem! Majestelerinin devleti
memleketimizin azinliklari ile ugrasmaktan vazgecsinler!... Kim bize
saygi beslemezse, bizden saygi beklemeye hakki olmaz!...

Amiralin benzi kul gibi olmus:
-Ingiltere Hukumeti'nin tebasini her yerde koruma hakki, devletler
hukuku teminati altindadir. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladigimiz
Rum ve Ermenilerin guven icinde bulundurulmasini sadece rica ettik.
Yoksa biz bu guvenligi saglayacak gucteyiz...

Iste o zaman Mustafa Kemal Pasa'nin tepesi iyice atmis:
-Arkaladiginiz Yunan ordusunun denizde yuzen leslerini herhalde gormus
olmalisiniz! Turk ordusu asayisi saglayacak gucte oldugu gibi, limani
(o donemde Ingiliz donanmasi Izmir limaninda bulunmaktaydi) bosaltacak
guctedir de... Isterseniz, Turk'e ihanet eden tebanizin ve azinliklarinizin
adaletten kacan sefillerini geminize doldurabilirsiniz!.. Donanmanizin da
en kisa zamanda limani terk etmesini istiyorum!

Mustafa Kemal Pasa'nin cumleleri, art arda Osmanli tokatlari gibi Amiralin
yuzunde sakladikca, Amiral ne yapacagini sasmis ve en sonunda:
-Ingiltere'ye savas mi aciyorsunuz? demis.

Iste Pasa burada son sozunu soylemis:
- Savas acmak mi? Siz yoksa Sevr Antlasmasi'nin hala yururlukte oldugunu mu
saniyorsunuz? Biz onu coktan yirttik... Karsimda oturusunuzu, sizi konuk
saymama borclusunuz! Fakat goruyorum ki, nezaketimizi kotuye kullanma
egiliminiz var... Buna musaade edemem. Bizim gozumuzde "Baris antlasmasi
yapmamis" iki devletiz. Savas hukuku yururluktedir. Gemilerinizi derhal
karasularimizdan cekmenizi size ihtar ediyorum!

Bir balmumu heykeline donmus Amiral... sise-gerine girdigi Mustafa Kemal
Pasa'nin odasinda oturdugu sandalyede kuculdukce kuculmus ve sonunda
kekeleyerek:
-Afedersiniz!.. demis ve yerlere kadar egilerek geri geri kapiya gidip
disari cikmis.

Rusen Esref hem dusunceli hem de guluyordu:
-Pasa, Amirali anasindan dogduguna pisman etti. "Kendisinin Turk
topraklarinda bir savasci olarak bulundugunu "Pasa'dan ogrendigi zaman
sapsari kesildi... Tutuklanacagini, tutsak edilecegini sandi. Ince
dudaklarini isiriyor, parmaklarini birbirine kenetlemis titriyordu.
Karsisinda Babiali Pasasi bulacagini saniyordu herhalde...

"Ingiltere devletini kendi devletine esit goren "bir Pasa ile karsilastigi
icin, ihtiyatsizlik edip karaya ciktigina kim bilir nasil lanet etmistir...

Aradan bir saat gecti gecmedi... Ingiliz gemisinden bir mufreze ve bir
tegmen cikti. Amiralden - devleti adina- bir ultimatom getiriyordu,
Baskomutan'a kendi eliyle verecekti. Pasa'ya bildirdim; "Gelsin"dedi.
Tegmeni iceri aldim. Rusen Esref tecumanlik yapiyordu. Ingiliz caki gibi
bir tegmendi. Pasa'nin karsisinda gosterisli bir selam verdi ve Rusen Esref
araciligiyla ultimatomu Pasa'ya ulastirdi. Pasa:
-Peki tegmen! Hukumetimiz ultimatomunuzu inceler ve hukumetinize gereken
karsiligi verir. Siz geminize donebilirsiniz...

Tegmen once disari cikacakmis gibi bir hareket yapti, sonra da Rusen Esref'e
donup:
-Baskomutan ellerini opmeme müsaade buyururlar mi?
Rusen Esref, tegmenin dilegini Pasa'ya soyledi, Pasa:
-Nereden icap etmis sor bakalim!.. dedi.
Tegmen:
-Asker olarak zaferlerine, insan olarak kendisine hayranim... Lutfetsinler...
Tegmen Pasa'nin elini optu, Pasa da tegmenin yanagini oksadi. Odayi bosalttik.
Az sonra Rusen Esref'i cagirdi:
-Metni okudunuz mu? Ne istiyorlar?..
-Pasam Amiral ile gorustuklerinizin yazi ile de pekistirilmesi isteniyor.
-Oyleyse Halide Hanim'i (Edip Adivar) bulunuz, hemen tercumesini yapsin ve
metin olarak bana getirsin... Ote yandan bir kopyasini sifre ile Disisleri
Bakanligina gonderin gerekeni yapsinlar... Durumu, ordu komutani Nurettin
Pasa'ya da bildiriniz. Gerekiyorsa benimle temasa gecsin

Olay kisa bir sure icinde sehirde duyulmustu...
Ingiliz ve Fransizlar, kendi devletlerinin uyrugunda olanlari gemilere
bindirmeye baslamislardi. Nitekim birkac saat sonra da sessizce cekilip
gittiler...

2 yorum:

HÜSEYİN USTA dedi ki...

ve şimdi sessızcce geri geldiler.

hatsumomo dedi ki...

Geldiler,karanlık imparatorluğun zalim insanları.Hayat sürekli bir devinim ben de inanıyorum ki:geldikleri gibi gidecekler öyle veya böyle!