10 Şubat 2010 Çarşamba

baslıksız.



İnsanın kendi yolunu seçmesi zordur....
Hiç seçim yapmayan kişi Tanrının gözünde ölü sayılır.
Soluk almayı ,sokaklarda yürümeyi sürdürse de...
Ayrıca ölüm yoktur,sonsuzluk her ruhu bağrına basar ve bu ruhların
herbiri üzerine düşen görevi yerine götürmeyi sürdürür.
Güneşin altında varolan herşeyin bir varoluş nedeni vardır..
Felaket diye bir şey yok ,kaçınılmaz olan vardır.
Geçici olanı kalıcı olandan ayırt etmek sana düşüyor..
Korku kaçınılmaz olanın başladığı yere kadar gidiyor:
başladığı noktada artık bir anlamı kalmıyor.

Ve bize doğru karar almış olmayı umut etmekten başka birşey kalmıyor.
Bir felaket geldiğnde ,
sıradan inasanlar kendi başlarının çaresine ,kendi olanaklarıyla bakmak
zorundadır.
sorumsuzluğun karanlığında kalan biri,
her ayrıntıyı gözeterek büyük bir usatlıkla kendi felaketini hazırlar.
Kendisine tuzaklar kurar ,hapisanesini pekiştirir.
Ve acılarının,felketlerinin ,kazalarının ,hastalıklarının herbirini
titizlikle sarar ki:
kendisini gerçek bir sanatçı saysın...
Yalancılık ,gizlenme ,şikayet etme ve kendi sorumluluklarından
kaçma,hataya ve bölünmeye düşmüş kişilerin ,varoluş nedenlerini
unutmuş insanların taşıdığı lekelerdir....
Başımıza felaketler gelir,bunların nedenlerini keşfedebilir,bunlardan başkalarını
sorumlu tutabilir ,başımıza gelmeselerdi ne kadar farklı olabilecegini
düşünebiliriz..
Ne varki bunları bir önemi yoktur ,başımıza gelmişlerdir o kadar.
Neitzsche nin de dediği gibi noktalayayım:
sonuçta erkek veya kadın hepimiz dayanıklı eşekleriz....

3 yorum:

mehmetatasoy dedi ki...

Üzerinde düşünülmesi gereken harika bir yazı, teşekkürler. Sorumluluğu alıp, korkularımızla yüzleşip daha iyiye ve güzele gitmek umuduyla..saygılar

hatsumomo dedi ki...

Güzel dilekleriniz için teşekkürler ,umarım hepimiz bunu basarabiliriz.

mehmetatasoy dedi ki...

Katılıyorum, insan kendine karşı dürüst olursa kendini daha iyi tanıyabilir. Eksikliklerini giderebilir ve daha iyi bir insan olabilir.